

İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - 1
İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - Bölüm 1*
I - Bedelsizlik Kavramı
İcra-İflas Kukukun’da bedelsizlik definin hukuki niteliÄŸini anlayabilmek için önce bedelsizlik kavramının kıymetli evrak hukuku açısından ne ifade ettiÄŸinin bilinmesi gerekir.
Ticari senetler bir alacağı temsil eden kıymetli evrak grubuna girerler[1] Bu alacak bir para alacağıdır. Bu bakımdan ticari senetle ifa edilecek olan borcun da bir para borcu olması gerekir. Senet ilişkisinin arkasında nasıl bir asıl borç münasebeti varsa senedin temsil ettiği kambiyo alacağının arkasında da bir alacağın mevcut olması gerekir.[2] Bu ikinci alacağa temel alacak denilir.[3]
Bedelsizliğin tespitinde gözetilecek unsur bu temel alacaktır. Eğer bir kambiyo senedinin temel alacağı asıl borç ilişkisi dolayısıyla ortadan kalkarsa senet bedelsiz kalacaktır.[4]
Öğretide bedelsiz senetlerin ilk en kapsamlı tanımını veren İnan da temel alacak kavramına dayanmaktadır. İnan bedelsiz ticari senedi ” Bir ticari senedin temel alacağı kendini meydana getiren asıl borç münasebetiyle birlikte veya ondan ayrı olarak ortadan kalkar geçerli olarak doÄŸmaz veya hiç mevcut olmazsa o senet bedelsiz bir ticari senettir”[5] ÅŸeklinde tanımlar. Tanımdan da anlaşılacağı üzere İnan bedelsizlik konusunda odak noktası olarak temel alacaÄŸa ağırlık vermekte senedin bedelsiz kalmasını temel alacaktaki eksikliÄŸe baÄŸlamaktadır.
Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta bir senedin bedelsiz olduÄŸundan söz edebilmek için önce yasanın öngördüğü ÅŸekilde bütün öğeleri ile mevcut ve geçerli bir ticari senedin varlığı gerekli, yani çek, poliçe veya bono içerik ve biçimsel olarak geçerli olmalı ancak bu senetlerin düzenlenmesine neden olan asıl borç iliÅŸkisi ve özelliklede temel alacağın ÅŸu veya bu nedenle geçerliliÄŸini yitirmesi veya hiç doÄŸmaması ve kambiyo alacağının var olmaması gereklidir.[6] Bu noktanın önemli olmasındaki neden senet ÅŸayet hükümsüz ise bu T.K. 737 borçlunun defileri kısmındaki ayrımda belirtilen ” …senedin hükümsüzlüğüne taalluk eden veya senet metninden anlaşılan…” defi kısmına girmekte ve mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir olmasına raÄŸmen senedin temel alacağın yokluÄŸu nedeni ile bedelsiz olması ise “…alacaklı kim ise ona karşı ÅŸahsen haiz olduÄŸu defi…” kısmına girmesi ve ÅŸahsi defi olup yalnız doÄŸrudan doÄŸruya iliÅŸkide bulunan taraflar arasında ileri sürülebilmesinden kaynaklanmaktadır.
II. İcra İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi
A) Ödeme Emrine İtiraz :
İcra İflas Hukuku’nda bedelsizlik definin hukuki niteliÄŸini incelemeden önce icra hukukunda ödeme emrine karşı yapılabilecek olan itirazların incelenmesi gerekir. İcra hukukunda ödeme emrine karşı yapılan itirazlar ikiye ayrılır -İmzaya itiraz- Borca itiraz. Borçlunun “imza inkarı” dışında kalan nedenlerle ödeme emrine itirazı, ” borca itiraz” nedenlerini oluÅŸturur.
İcra İflas Yasasında borçlunun ödeme emrinde istenen (takip konusu) borca beş bakımdan itiraz edebileceği öngörülmüştür.( İİY. Mad.168/5 ) :
Borçlu;
- Borcun itfa edildiğini (ortadan kalktığı)
- Borcun imhal edildiÄŸini (ertelendiÄŸi)
- Borcun zamanaşımına uğradığını
- Borçlu olmadığını
- Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığını
Birer itiraz nedeni olarak -dilekçe ile- Tetkik merciine bildirerek. ” takibin iptalini” imhal nedeniyle ” takibin ertelenmesini” isteyebilir.[7]
Yapılan ayrımdan da anlaşılacağı üzere bedelsizliÄŸi öne sürmek bir borca itirazdır. Senet borçlusunun, borçlu olmadığını veya alacaklının takip yapma yetkisinin bulunmadığını (imzaya itiraz dışında) icra dairesine bildirmesine borca itiraz adı verilir[8] Borca itiraz maddi hukuk yönünden borçlu olunmadığını ortaya koyan irade beyanıdır. Amaç borçlunun İİY md.165/5 de öngörülen sebepler ve gerekse İİK 68/4 deki “senedin kambiyo senedi niteliÄŸinde olmadığı” ve imza inkarı dışındaki sebeplerle ” borçlu bulunmadığını, takip konusu yapılan alacağı ödemesi gerekmediÄŸini” ifade etmesidir.
Borçlu takip konusu yapılan senedin ” hatır senedi” olarak düzenlenmiÅŸ olduÄŸunu bu nedenle gerçekte alacaklıya “borçlu bulunmadığını” itiraz olarak söyleyebilir.[9]
Takip konusu senedin ” anlaÅŸmaya aykırı olarak doldurulduÄŸu” bu nedenle takibin kısmen ya da tamamen durdurulmasını isteyebilir.[10]
Borçlu takip dayanağı senedin alacaklı ile aralarındaki anlaşmanın teminatı olarak[11] ya da cezai şart olarak[12] verildiğini ve anlaşma şartlarının alacaklının yerine getirmemesi sebebiyle teminat olarak senedin takip konusu yapılamayacağını icra dairesine bildirebilir.
Borçlu senette yer alan borcun takas, ifa, tecdit, nedeniyle itfa edildiğini bu nedenle de senedin bedelsiz kaldığını ileri sürebilir.
Yukarıda örnek olarak saydığımız itiraz nedenleri daha da geniÅŸletilebilir. Ancak sayılan itiraz nedenlerinin ortak noktası daha önce bedelsizlik konusunda yapılan tanımdaki “temel alacağın ortadan kalkması veya muteber olarak doÄŸmaması veya hiç mevcut olmaması noktasında birleÅŸmektedir.
Yalnız dikkat edilmesi gereken husus borçlunun bu iddiasını resmi olarak düzenlenmiş veya imzası borçlu tarafından kabul edilmiş bir belge ile ispat etmesi gerekir. Çünkü borçlunun bu itirazını inceleyecek olan merci sınırlı inceleme yetkisi olan icra tetkik merciidir. Elinde bu belgelerden olmayan borçlu daha sonra üzerinde durulacak olan menfi tespit davasını açarak borçlu olmadığını ispatlayabilir.
Bir diğer önemli husus da takip borçlusunun bu itirazları öne sürebilmesi için takip alacaklısı ile doğrudan doğruya ilişki içerisinde bulunması gerekir. Aksi takdir de senedi iktisap eden iyiniyetli hamilin yapacağı takipte bu itirazlar iyiniyetli hamile öne sürülemeyeceğinden borçlu borcu ödemek durumunda kalacaktır.
B) Menfi Tespit Davası :
a) Hukuki NiteliÄŸi :
Menfi tespit ve istirdat davaları baÅŸlığını taşıyan İİK. nun 72. maddesi ” Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir” hükmünü içermektedir.
Madde hükmünden anlaşılacağı üzere yasa, borçlu bulunmadığını öne süren kişiye genel hükümlere göre borçlu olmadığını tespit ettirebilmek için dava açma imkanı tanımaktadır[13]
Bilimsel öğreti ve Yargıtay tarafından da tartışmasız biçimde kabul edildiği gibi, menfi tespit davası ile, davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin varolmadığının saptanması istenir. Anılan davanın konusu, alacağın doğumu koşullarından herhangi birinin noksanlığı ya da sona erme nedenlerinden birinin varlığı dayanarak yapılarak, söz konusu alacağın yokluğunun ya da borçlu bulunmadığının saptanmasıdır.[14]
Uygulamada bedelsizlik nedeniyle iptal davaları açılmaktadır. Ancak bedelsizliÄŸe dayalı ticari senet iptal davaları, kambiyo hukukuna iliÅŸkin bir dava türü deÄŸildir. Ticaret yasamızın kıymetli evraka iliÅŸkin ya da diÄŸer bölümlerinde bu konuda herhangi bir düzenleme yoktur. Söz konusu senet iptali davasının hukuki dayanağını, icra ve iflas yasamızın 72. maddesi hükmü oluÅŸturmaktadır. Bu tür senet iptali istemi, özde menfi tespit davasının konusunu içermektedir. Bu yaklaşımın ya da bu tür davaların kanımızca en belirgin özelliÄŸi, davanın ticari senedi deÄŸil, kiÅŸiyi izlediÄŸi kuralıdır.[15] Yargıtay’ın kökleÅŸmiÅŸ içtihatları da bu tür senet iptali veya benzeri istemlerinin menfi tespit davası niteliÄŸinde olduÄŸu ve yalnızca dava açılan kiÅŸi bakımdan sonuç doÄŸuracağı yönündedir.
“Dava dilekçesinde senetlerin aynen ya da bedellerinin nakden iadesi talep edildiÄŸine göre, davanın İİK. 72. maddesine giren menfi tespit davası olarak kabulü gerekir. Gerçekten senet iptali, borçtan kurtulma, senetlerin iadesi gibi talepler menfi tespit kapsamına girerler…”[16]
Yargıtay bir başka kararında da senedin iptali hükmünün yalnızca davalı bakımdan sonuç doğuracağı senedi ciro yoluyla iyiniyetli devralanlar bakımdan herhangi bir etkisinin olmayacağı yönünde belirtilmiştir.
“Senedin keÅŸideci durumunda olan davalı yönünden iptal edilmiÅŸ olmasının hamil durumundaki davalı… A.Åž. nin senedi kendisine ciro eden kiÅŸilere baÅŸvurma hakkını ortadan kaldırmayacağına göre…”[17]
Sonuç olarak bedelsizlik nedeni dayanak yapılarak o kişi yönünden ticari senedin iptali borçlu bulunulmadığının saptanmasıdır. Bunun doğal sonucu dava konusu senedin, bedelsizliğin yanı olan davalılar yönünden iptali olmalıdır. Yani iptalden kastedilen borçlu olunmadığının İİK. 72. maddesine göre saptanmasıdır.
b) Menfi Tespit Davasının Türleri
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz etmiş ancak itirazını tetkik merciinde öne sürmemiş olsa bile, bedelsizlik, sahtelik, geçersizlik ve takas nedenlerine dayanarak menfi tespit davası açabilir. Senet borçlusu menfi tespit davasını icra takibinden önce ya da sonra, yani icra takibi devam ederken açabilir (İİK. 72/1) İcra takibine etkisi bakımından bu tür davaları takipten önce ya da sonra açılan biçiminde ikiye ayırabiliriz.[18]
1. İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davası
İcra ve İflas Yasası’nın 72/2. maddesi hükmü uyarınca, borçlu, kendisini ödemek zorunda olmadığı bir borçla tehdit eden alacaklıya karşı, böyle bir borcu olmadığının saptanması için, henüz icra takibine giriÅŸilmemiÅŸ olsa bile, bir menfi tespit davası açabilir. Ancak bunun koÅŸulu, borçlu bulunulmadığının hemen saptanmasında borçlunun korunmaÄŸa deÄŸer bir yararı olmalıdır.
Bedelsiz senet borçlusunun takipten önce dava açmakta korunmağa değer nitelikte bir yararı bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1.6.1977 günlü içtihatın da
“…Bedelsiz senet borçlusu davacının ileride lehtarı tarafından yapılacak takip ve davayı karşılamak üzere, senet iptali davası açması mümkündür. Bu gibi hallerde iptal sadece dava edilen kiÅŸi yönünden geçerli olur.”
yaklaşımıyla açıkça vurgulamaktadır.[19]
Yargıtay borçlunun hemen dava açmakta çıkarının bulunmadığı hallerde davayı reddetmektedir. 15. Hukuk Dairesi binanın sözleşmeye uygun tamamlanmasının teminatı olarak verilen bononun iptali için açılan davayı henüz şart gerçekleşmediğinden bahisle reddetmiştir.[20] O halde borçlunun ileri sürdüğü borçtan kurtulma nedenlerine göre her somut olayda borçlunun tespit davası açmakta bir çıkarının bulunup bulunmadığı mahkeme tarafından değerlendirilmelidir. Örneğin, senedin arkasındaki asıl borç münasebeti bir akde dayanıyor ve senet lehtarı henüz akde aykırı davranmamışsa borçlunun dava açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilemez.[21]
Borçlu tarafından menfi tespit davası açılmasına rağmen daha önce icra takibi olmasa bile alacaklının davadan sonra borçlu aleyhine icra takibine girişmesi mümkündür. Borçlunun açacağı menfi tespit davası kendisini icra etkisinden(kendiliğinden) korumaz. Bunun için borçlunun İİK. 72/2 maddesi hükmü uyarınca davayı görmekte olan mahkemeden icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmesi gereklidir.[22]
2) İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davası
Senet alacaklısının borçlu aleyhine icra takibine baÅŸlaması halinde borçlunun herhangi bir nedenle ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz edipte itirazını İİK. md. 68′ deki belgelerle kanıtlayamaması halinde hakkında icra emri kesinleÅŸebilir.
İİK.’ nun genel amacı alacaklıya bir an önce alacağına kavuÅŸturmak olup borçlunun borcu bulunmadığı hallerde ihmali nedeniyle borçlu bulunmadığı parayı alacaklıya ödemek durumunda kalması yasanın amacına uygun deÄŸildir. İşte 72. madde bu dengesizliÄŸi telafi etmek amacıyla kanuna ilave edilmiÅŸtir.[23] Borçlu icra takibinden sonra alacaklıya karşı menfi tespit davası açarken icra takibinden önce açılan menfi tespit davasından farklı olarak hukuki yararını kanıtlamak zorunda olmadığı yönünde görüşler mevcut olduÄŸu gibi[24]hukuki yararın dava ÅŸartı olduÄŸu ve menfi tespit davası icra takibinden sonra da açılsa hukuki yararın kanıtlanması gerektiÄŸi ÅŸeklinde görüşlerde mevcuttur.[25]
Ancak icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, mahkemece ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Sadece teminat karşılığında icra veznesine girmiş olan paranın alacaklıya ödenmemesi yolunda geçici önlem kararı verilebilecektir.
Yalnız unutulmaması gereken önemli husus da borçluya karşı icra takibine başlayan lehtar değil de senedi ciro yoluyla elde eden sonraki hamil ise kendisine karşı dava açılması borçlunun zararına hareket ederek senedi elde etmesi halinde mümkündür. Aksi halde menfi tespit davası açılamaz.
C ) Borçtan Kurtulma Davası :
Senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını öne süren borlu karşısında alacaklı itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. İtirazı geçici olarak kaldırılan borçlu aleyhine başlamış olan icra takibine devam edilmesini önlemek için, yedi gün içinde genel mahkemede bir dava açabilir, buna borçtan kurtulma davası denir.( m.69,II )
Tetkik mecii, itirazın geçici kaldırılmasına karar verirken icra hukuku kurallarına göre basit bir inceleme ile yetinmektedir; bu nedenle, tetkik mercii kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Tetkik mercinin kararı, borçlunun genel mahkemede dava açarak maddi hukuku bakımından borçlu olmadığını tespit ettirmesine engel değildir. İşte bu nedenle borçluya yedi gün içinde genel mahkemede bir borçtan kurtulma davası açma hakkı tanınmıştır.[26]
Burda incelenmesi gereken husus borçtan kurtulma davası ile menfi tespit davası arasındaki ilişkidir. Borçtan kurtulma davası hukuki niteliği bakımından menfi tespit davasıdır. Borçlunun icra takibi sonuçlanıncaya kadar menfi tespit davası açma hakkı vardır. Ancak borçlu, menfi tespit davasını itirazın geçici kaldırılmasından itibaren yedi gün içinde açarsa, dava borçtan kurtulma davası ismini alır. Şu halde borçtan kurtulma davası, icra hukukuna ait teknik bir terimdir ve ancak itirazın geçici kaldırılması kararı üzerine yedi gün içinde açılan menfi tespit davasına verilen isimdir. Bu yedi gün geçtikten sonra, borçlunun borçlu olmadığının tespiti için açılan bütün davalar, normal birer menfi tespit davasıdır.[27]
Ancak burda önemli olan bir husus da borçlunun daha önce aynı gayeyi hedef tutan bir dava açması durumunda[28] bunun itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim ve tebliÄŸinden sonra yedi gün içinde açılan borçtan kurtulma davasına dönüşüp dönüşemeyeceÄŸi ve böylece borçtan kurtulma davasının borçluya saÄŸladığı olanaklardan faydalanıp faydalanamayacağıdır. Kanımca borçlunun daha önce açtığı menfi tespit davasının itirazın geçici kaldırılmasından sonra yedi gün içinde açılan borçtan kurtulma davasına dönüşebilmesi için borçtan kurtulma davasının dinlenme ÅŸartı olan teminatı yatırması gerekir. Çünkü bu dava icra hukukuna özgü teknik bir davadır ve itirazın geçici kaldırılması kararının kesin kaldırılması kararına dönüşmesini engeller. Dava kaybedildiÄŸinde de alacaklının alacağının geç kavuÅŸmasından dolayı zararı alacağı muhakkaktır zaten bu yüzden de davanın dinlenme ÅŸartı olarak teminat ÅŸartı getirilmiÅŸtir. Ayrıca icra iflas kanununu md. 69/ 2 da bu husus çok net biçimde ifade edilmiÅŸtir ” …bu davanın dinlenebilmesi için borçlunun dava konusu alacağın yüzde 15 ni ilk duruÅŸma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi gerekir veya mahkemece kabul edilecek aynı deÄŸerde esham ve tahvilat veya banka teminatı mektubu tevdi etmesi ÅŸarttır. Aksi takdirde dava reddolunur.”
Bir diÄŸer önemli hususta Yargıtay’ın itirazın geçici kaldırılmasından sonra yedi gün içinde açılan borçtan kurtulma davasında sırf teminat gösterilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiÄŸine ve davaya menfi tespit davası olarak devam edilemeyeceÄŸine dair görüşüdür. Ancak Yargıtay’ın bu görüşü yanlıştır. Çünkü menfi tespit davası açılması teminat gösterme ÅŸartına baÄŸlı olmadığından ve hakimin tarafların hukuki nitelendirmesiyle baÄŸlı olmadığından dolayı borçlu yedi gün içinde açtığı davayı açıkça borçtan kurtulma davası olarak nitelendirse bile, ilk duruÅŸma gününe kadar teminat göstermezse, davaya normal bir menfi tespit olarak devam edilmesi gerekir.[29]
Ancak dikkat edilmesi gereken durum şayet senet altındaki imza borçluya ait değilse bu bedelsiz bir senet değil hükümsüz bir senettir. Bu durumda şahsi bir defi olmayıp mutlak bir defidir ve herkese karşı dermeyan edilebilir. Çünkü bedelsizlik daha önce bahsedildiği gibi temel borç ilişkisinin ya hiç doğmaması ya da sonradan ortadan kalkması durumu için kullanılan bir terimdir. Oysaki borçlu gözüken kimsenin imzası olmadığından ya da sahte olduğundan dolayı ortada herhangi bir irade beyanı yoktur. Dolayısıyla ortada herhangi bir bedelsiz kalmış senet olmayıp, ortada geçersiz bir senet mevcuttur.
D ) İstirdat Davası :
Kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının tetkik mercice kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen, icra takibine rağmen, ( maddi hukuk bakımından) borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için icra takibi devam ederken menfi tespit davası açabilir ve bu menfi tespit davasında hiç değilse icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak, aleyhine devam etmekte olan icra takibinin durdurulmasını ve menfi tespit kazanınca da icra takibinin iptalini sağlayabilir.
Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açamamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. Bu halde borçlu yalnız istirdat davası açabilir; ilamsız icra takibinde ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için, ilamsız icra takibi yapamaz.
Borçlunun menfi tespit davası açmış olması halinde, bu dava sırasında ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması sebebiyle borç (alacaklıya) ödenmiş olursa artık menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir.
İstirdat Davası, İİK. unda düzenlenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlığı maddi hukuk bakımından sona erdirme amacına yönelik bir davadır. İstirdat davası normal bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen paranın geri verilmesi istenir. Yalnız istirdat davasının şartı icra hukukuna dayanmaktadır : borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemiş olması. İstirdat davasın amacı, sonuçlanmış olan bir icra takibinin maddi hukuka aykırı olan sonucunun iptal edilmesi ve maddi hukuk ile icra hukukunun şekli kuralları arasında uyum sağlamaktır.[30]
ATIFLAR
[1] KARAYALÇIN, sh.19
[2] İNAN, Nurkut ( Hatır senetleri )
[3] “Temel Alacak” deyimi doktrinde POROY tarafından kullanılmıştır.
[4] ACAR, Faruk ( Kambiyo Senetlerinde Bedelsizlik İddiası ) (yayınlamamış yüksek lisans tezi KÜTAHYA 1996)
[5] İNAN, Nurkut (Hatır Senetleri)
[6] YİĞİT, Hazal (Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme I) (AD. Mayıs- Haziran 1983 s.1. sy. 511-519)
[7] UYAR, Talih (İcra Hukukunda Kambiyo Senetleri 1998, I. Bası sh. 395 vd.)
[8] KURU/ASLAN/YILMAZ İcra 153 vd.
[9] HGK. 21.9.1977.E. 3343,K. 743 (UYAR Borca İtiraz)
[10] 12. HD. 20.11.1986 E. 1864 K. 12647 (UYAR Borca İtiraz)
[11] 12. HD. 26.12.1986, E. 4332, K.15204 (UYAR Borca itiraz)
[12] 12. HD. 28.5.1981, E. 3518, K. 5302 (UYAR Borca İtiraz)
[13] ERTEKİN, Erol- KARATAŞ, İzzet (Uygulamada Ticari Senetler Hukuku 1992 sh.441)
[14] GÜRBÜZ, Hulusi (Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar 1984 sh. 556 )
[15] GÜRBÜZ, Hulusi (Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar 1984 sh. 546 )
[16] 11. HD. 11.5.1977, E. 2162, K. 2421
[17] 11. HD. 21.12.1981, E. 5574, K. 5553
[18] 11. HD. 21.4.1983 , E. 1451, K. 2046 “İİK nun 72/2 ve 3. fıkralarından da anlaşılacağı üzere, menfi tespit davası icra takibinden önce açılabileceÄŸi gibi, icra takibinden sonra da açılabilir. DiÄŸer yandan aynı maddenin 6. fıkrasında, borçlunun menfi tespit davası sonunda tedbir kararı almamış olması sebebiyle borcun ödenmesi halinde, davaya istirdat davası olarak devam edilir, demek suretiyle yasa koyucu icra takibinin kesinleÅŸmesinden sonrada açılmasına olanak tanımış olmaktadır.”
[19] GÜRBÜZ, Hulusi (Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar 1984 sh. 578)
[20] YİĞİT, Hazal (Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme II. ) (AD. Temmuz-Ağustos 1983 s.1. sy. 606- 616)
[21]YİĞİT, Hazal (Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme II.) (AD. Temmuz-Ağustos 1983 s.1. sy. 606- 616)
[22] ERTEKİN, Erol- KARATAŞ, İzzet (Uygulamada Ticari Senetler Hukuku 1992 sh.474)
[23] YİĞİT, Hazal ( Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme II. ) (AD. Temmuz-Ağustos 1983 s.1. sy. 606- 616)
[24] YİĞİT, Hazal Bedelsizlik Nedeniyle Ticari Senetlerin İptali Davası Hakkında Bir İnceleme II. ) (AD. Temmuz-Ağustos 1983 s.1. sy. 606- 616)
[25] KURU, Baki (İcra İflas Hukukunda Menfi Tespit Ve İstirdat Davası ANKARA 2003)
[26]KURU/ARSLAN/YILMAZ (İcra- İflas Hukuku Ders Kitabı ANKARA 2000 sh. 216)
[27] KURU/ARSLAN/YILMAZ (İcra- İflas Hukuku Ders Kitabı ANKARA 2000 sh. 216)
[28] Bu durumda borçlunun ayrıca borçtan kurtulma davasını açmasının gerekmediÄŸi konusunda Bern Kantonu Tetkik Merciinin 26.07.1962 tarihli bir kararı da mevcuttur. ” EÄŸer borçlu, itirazın geçici kaldırılmasından önce aynı gayeyi hedef tutan bir dava açmışsa artık ayrıca borçtan kurtulma davası açmak zorunda deÄŸildir.” (naklen ÜstündaÄŸ, Saim İcra Hukukunun Esasları 2. Bası İSTANBUL 1975)
[29] KURU, Baki (İcra İflas Hukukunda Menfi Tespit Ve İstirdat Davası ANKARA 2003, sh. 48 ) Kuru da bu görüşte olmakla beraber hakimin tarafların hukuki nitelendirmesiyle baÄŸlı olmadığı (HUMK.76.) sebebine dayanmamaktadır. Bu konuda ” …HUMK’ nun 74 ve 75 inci maddeleriyle 76 ncı maddesi hükümleri karşılaÅŸtırılınca hakimin bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalara ve neticei taleplerle baÄŸlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle baÄŸlı olmadığı ve kanunları re’sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki neticei talepleri karara baÄŸlamakla mükellef bulunduÄŸu sonucuna varılır.”(İBK. 4.6.1958 naklen KURU/YILMAZ/ARSLAN HUMK ve ilgili mevzuat)
[30] KURU, Baki ( İcra İflas Hukukunda Menfi Tespit Ve İstirdat Davası ANKARA 2003, sh. 235-236 )
İcra ve İflas Hukukunda Bedelsizlik Defi - Bölüm 2
* Araş. Gör. Hakan Albayrak tarafından yollanmıştır.