Kamu Hizmetinde Bedel Sorununun İrdelenmesi
ANAYASA MAHKEMESİNİN BİR KARARI VE KAMU HİZMETİNDE BEDEL SORUNUNUN İRDELENMESİ
I- DAVA KONUSU OLAY
Dava konusu 29.02.1984 gün ve 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun[1] ile ek finansman kaynakları ile kamu yatırımlarını süratle gerçekleştirmek amaçlanmıştır[2].
Bu amaca yönelik olarak da, Kamu Kurum ve KuruluÅŸlarına (Kamu İktisadi KuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekkülleri Dahil) ait her nevi altyapı tesisi ile Kamu İktisadi kuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekküllerine ait tesisler için münferit olarak veya bir grup halinde, “Gelir Ortaklığı Senedi” ile Kamu İktisadi KuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekkülleri için “Hisse Senedi” çıkarılması ve iÅŸletme hakkı verilmesi imkanı getirilmiÅŸtir. Buna göre, kamu iktisadi kuruluÅŸları ve iktisadi devlet teÅŸekkülleri ve buna baÄŸlı tesisler hisse senedi çıkarmak suretiyle satılabilecek veya iÅŸletme hakkı konusu olabilecektir. Yine kamu kurum ve kuruluÅŸlarına ait her nev’i altyapı tesisleri ile bu kuruluÅŸ ve teÅŸekküllere ait tesisler münferit olarak veya bir grup halinde gelir ortaklığı senedinin konusu olabilecektir[3].
Böylece birçok kamu hizmeti, hisse senedi çıkarmak, iÅŸletme hakkının devretmek ve gelirini satmak suretiyle kamu hukuk kural ve esaslarından uzaklaÅŸtırılıp, özel hukuk kural ve esaslarına sokulmak istenmiÅŸtir. Söz konusu bu düzenlemelerde, 80′li yıllarda gözlenen kamu kesiminin daraltılması ve hukuki düzenlemelerin azaltılması ÅŸeklinde ortaya çıkan neoliberal eÄŸilim etkili olmuÅŸtur[4].
TBMM Anamuhalefet Partisi (Halkçı Parti) Grubu tarafından mezkur Yasanın 2., 4., 13. ve 15. maddeleriyle 8. maddenin son fıkrasının ve 10. maddesinin a, e, f, g ve h bentlerinin Anayasa aykırılığı iddiasıyla iptal davası açılmıştır.
Söz konusu bu davada, Kanunun kapsamını belirleyen 2. maddesi, Anayasa’nın baÅŸlangıç kısmında yer alan “Türk Milli Menfaatleri, Atatürk ilkeleri”, 2. maddesinde yer alan “Atatürk MilliyetçiliÄŸi ve sosyal hukuk devleti”, 5. maddesinde yer alan “Türk milletinin bağımsızlığı” esaslarına aykırı olduÄŸu iddia edilmiÅŸ; yine 2. maddesi ve “Kamu Ortaklığı Fonu” baÅŸlıklı 4. maddesi[5] Anayasa’nın 73., 161. ve 163/2. maddelerine aykırı olduÄŸu ileri sürülmüştür[6].
Kuşkusuz aşağıda inceleyeceğimiz Anayasa Mahkemesi kararında görüleceği gibi, birçok tartışma konusunu içinde bulunduran söz konusu bu yasanın biz sadece kamu hizmetine yaklaşımını, kamu hizmetinde bedel sorununu irdeleyeceğiz.
Konumuza iliÅŸkin olarak iptal davası dilekçesinde, bu yasa ile kamu hizmeti ilkelerinden, eÅŸitlik, hakkaniyet ve bedelsizliÄŸin zedeleneceÄŸi belirtilmektedir. Söz konusu davada anılan Yasanın konumuzla ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ÅŸu ÅŸekilde ortaya konmuÅŸtur: “ÖrneÄŸin altyapı tesislerinden BoÄŸaziçi köprüsünden alınan geçiÅŸ paraları ekonomik ve hukuksal anlamda bir ücret deÄŸil, kendine özgü bir harç veya vergi niteliÄŸindedir. Bu itibarla bu gelirleri özel kiÅŸilere devretmek mümkün deÄŸildir. Ayrıca bu tesislerin gelirlerinin devri ile vatandaÅŸlar arasında çıkar çeliÅŸkisi yaratılmış olacaktır. Çünkü BoÄŸaz Köprüsünde olduÄŸu gibi geçiÅŸ ücretlerinin artırılması, elektrik ücretlerinin yükseltilmesi -buna yetkili bir kurul karar verse bile- gelir ortaklığı senedi sahiplerinin yararına, buna sahip olmayan kimselerin ise aleyhine olacaktır. Asıl olan bu hizmetlerden parasız ya da asgari bedelle yararlandırmaktır. Getirilen sistemle bu imkan ortadan kaldırılmaktadır. … Altyapı tesislerinden alınan paralar birer ücret deÄŸil, kendine özgü bir harç veya vergi niteliÄŸindedir. Yasanın bu nitelikleri taşıyan bir geliri özel kiÅŸilere bırakması Anayasamızın 73 üncü maddesine aykırıdır[7].”
II- ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARI
Anayasa Mahkemesi bu çok tartışılan kararında özetle, Atatürk ilkeleri arasında mutlaka müdahaleci iktisadi politika ya da devletçiliÄŸin yer almadığı; Anayasa ilkelerine ters düşmemek koÅŸuluyla iktidarların ekonomik alanda müdahaleci veya liberal bir politika izlemelerine bir engel bulunmadığı belirtilmekle liberal bir politikanın Atatürk ilke ve inkılâplarına, Anayasa’nın baÅŸlangıç hükümlerine ve ikinci maddesindeki sosyal devlete aykırı olmadığı belirtilmiÅŸtir[8]. Yine Anayasa’nın 5. maddesinde yer alan Türk Milletinin bağımsızlığı ilkesinin siyasi ve ekonomik bağımsızlığı içerdiÄŸi, her iki bağımsızlığın bir arada olması durumun bir anlam ifade ettiklerini, zira bu kavramların birbirlerini tamamlayan kavramlar olduÄŸu görüşünün doÄŸru olduÄŸu; ancak imkânları esasen kıt olan devletin, yeni kaynaklar bulmak amacıyla yerli ve yabancı kiÅŸilere borç senedi niteliÄŸinde “Gelir Ortaklığı Senedi” vermesinin Türk Milletinin bağımsızlığını zedelemeyeceÄŸi sonucuna varılmıştır[9].
Ayrıca Yüksek Mahkeme, genel mevzuat ve bütçe usulü dışında bırakılması gereken bazı devlet görevlerinin gerçekleÅŸtirilmesi için fonların oluÅŸturulabileceÄŸini; zira bu tür hizmetlerin süratli karar almayı ve harcamaların zamanında yapılmasını gerektirdiÄŸini; bu nedenle Anayasa’nın 161. maddesine aykırılığının bulunmadığına karar vermiÅŸtir[10].
Yüksek Mahkemenin inceleme konusu bu kararının, en çarpıcı bölümü, Mahkemenin kamu hizmetine ve kamu hizmetinden alınan bedelin nevine iliÅŸkin yaklaşımının yansıtıldığı bölümdür[11]. Yüksek Mahkeme kararında, “Vergi ödevinde kiÅŸinin, belirli bir hizmetten doÄŸrudan doÄŸruya yararlanması karşılığı olarak bir ödemede bulunması deÄŸil, bütün kamu hizmetleri giderlerine karşı anonim bir katılma payını üstüne alması söz konusudur. Altyapı tesislerinden doÄŸrudan doÄŸruya yararlanma karşılığı alınan para bu nitelikte olmadığından vergi ve benzeri yükümlülük olarak kabul edilemez. Karayollarından, köprülerden alınan geçiÅŸ parası, su, elektrik, havagazı, demiryolları, havayolları, kimi hastane ücretleri gibi, ÅŸartlara göre oluÅŸturulan ve hizmetin konusu tesislerin bakım ve idamesini ve yeni yatırımlar yapılmasını saÄŸlamak için belirlenen bir fiyattır ve belirtilen nitelikleri bakımından muayyen kamu hizmetleri karşılığı kiÅŸilerden alınan resim, harç veya benzeri mali yükümlülüklerden sayılamaz. Bu itibarla, bunların “Gelir Ortaklığı Senedi yolu ile özel kiÅŸilere bırakılmasında Anayasa’nın 73. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır” sonucuna vararak, sınai ve ticari kamu hizmetleri sınıfına girdiÄŸi kuÅŸkulu olan birçok kamu hizmetinin[12] karşılığı olarak alınan paranın iktisadi ÅŸartlara göre oluÅŸturulan, tesislerin idamesi ve yeni yatırımlar yapılması için belirlenen bir fiyat olarak nitelemiÅŸ ve bu kamu hizmetlerinin “Gelir Ortaklığı Senedi” ile özel kiÅŸilere bırakılmasında Anayasa’ya aykırılık görmemiÅŸtir [13].
III- TARTIŞILMASI GEREKEN HUKUKİ KONULAR
Öncelikle kamu hizmetlerinin ilkeleri arasında bedelsizliğin bulunup bulunmadığı ilk çözmemiz gereken sorundur. Eğer bu soruyu olumsuz bir şekilde cevaplayacaksak, alınan bedelin hukuki niteliği ne olacaktır? Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük mü? Yoksa iktisadi şartlara göre oluşturulan fiyat mı? Kamu hizmeti karşılığında alınacak bedel fiyat olarak nitelendirilebilir mi? Nitelendirilebilirse hangi kamu hizmetlerinin bedeli fiyat olarak nitelendirilebilir? Bu nitelendirmede sınai ve ticari kamu hizmeti-idari kamu hizmeti ayrımı özellik arz eder mi?
IV- KONUYA İLİŞKİN DOKTRİNDEKİ GÖRÜŞLER
A- Bedelsizlik (Meccanilik) Kamu Hizmetlerinin Bir İlkesi Midir?
İdare hukuku yazınında, hangi usulle ve kim tarafından görülürse görülsün, tüm kamu hizmetleri için geçerli ortak ilkelerin[14] mevcut olduÄŸu kabul edilmektedir[15]. Söz konusu bu ilkelerin neler olduÄŸu, bunların kaç tane olduÄŸu konusunda doktrinde farklı görüşler vardır. Ancak genel olarak; süreklilik (düzenlilik), eÅŸitlik, tarafsızlık, laiklik ve deÄŸiÅŸkenlik(uyum) ve (kamu hizmetinin genel bir ilkesi olup olmadığı tartışmalı) bedelsizlik bu ilkeler arasında sayılmaktadır[16]. Ancak bu ilkelere yakın tarihlerde yenileri eklenmiÅŸtir[17]. “ÖrneÄŸin “Kamu Hizmetlerinin Yenilenmesi” siyaseti çerçevesinde 18.3.1992 tarihinde Fransa’da kabul edilen “Kamu Hizmetleri Åžartı”nda temel ilkeler ile iÅŸleyiÅŸ ilkeleri ayrımına gidilerek; ÅŸeffaflık, sorumluluk, yalınlık, ulaşılabilirlik, katılım, uyum ve güvenirlik olarak sayılan iÅŸleyiÅŸ ilkeleri kabul edilmiÅŸtir[18].Yine Avrupa yapılanmasının kamu hizmeti üzerindeki etkileri çerçevesinde, kamu hizmeti literatürüne yeni terimler girmiÅŸ ve yeni bir takım ilkeler zikredilmeye baÅŸlanmıştır[19].
Kamu hizmetlerin bedelsizliÄŸinin, genel bir ilke olup olmadığı tartışmalıdır. Nitekim doktrinde birçok yazar bunu genel bir ilke olarak kabul etmenin mümkün olmadığını düşünmektedir[20]. ÖrneÄŸin; GÖZLER’e göre, bedelsizlik diye bir kamu hizmeti genel ilkesi yoktur. Bedelsizlik; ancak Anayasa ve kanunlar tarafından öngörülürse, istisnai olarak geçerli bir ilke olabilir. EÄŸer Anayasa veya kanunla, bir kamu hizmetinin bedelsizliÄŸi öngörülürse, idarenin artık bu kamu hizmetinden hangi ad altında olursa olsun bir bedel almaması gerekir[21]. Ancak böyle bir düzenleme mevcut deÄŸilse, ihtiyari bir idari kamu hizmeti ödentiye baÄŸlanabilir. ÖrneÄŸin, Anayasa Mahkemesi ihtiyari kamu hizmetlerinin kar amacı gütmeksizin paralı hale getirilebileceÄŸini, 1739 sayılı Milli EÄŸitim Temel Kanununun 38. maddesinin birinci fıkrasındaki “yüksek öğretim paralıdır” hükmünün iptali istemiyle açılan davada ret gerekçesi olarak belirlemiÅŸtir[22].
Yine KARAHANOÄžULLARI’na göre de, hiçbir kamu hizmeti karşılıksız deÄŸildir. Bireyler kendilerine sunulan kamu hizmetlerin maliyetlerine ya doÄŸrudan ya da dolaylı bir ÅŸekilde katılırlar. Zira bireyler her zaman kamu hizmetlerinin kullanımında para ödemezler. Kamusal mal ve hizmetlerin kullanılması için mutlaka para ödemek gerekmeyebilir. Kamusal mal ve hizmetlerin karşılığının alınmasının esas ve tek biçimi, kullanımın para ödenmesine baÄŸlanması, yani satış deÄŸildir. Dolayısıyla, ilköğretim, kolluk gibi birtakım kamu mal ve hizmetlerinden para ödenmeden yararlanılır. Ancak parasız kamu hizmetleri de karşılıksız deÄŸildir. Bunların karşılığı muhtemelen kullanıcının da dâhil olduÄŸu kolektif vergi mükellefleri tarafından karşılanmaktadır. Kamu hizmetlerini bedelsiz hale getirmek mümkün deÄŸildir. Her deÄŸer üretimi yine deÄŸer kullanılmasını gerektir. Kamu hizmetlerinin maliyeti, kural olarak bireylerin üretimden aldıkları paylardan, iktidar kullanımıyla toplanan gelirlerle saÄŸlanır. Bu anlamda, kamu hizmetlerinin bedelsiz olduÄŸunu iddia etmek saçmadır[23]. GÜLAN da, kamu hizmetlerinin hem sayıca hem de nitelikçe arttığı ve deÄŸiÅŸtiÄŸi günümüzde bedelsizliÄŸi para almamak olarak kabul etmenin mümkün olmadığı; ama anlam deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olarak kar amacı gütmeme olarak anlaşılması gerektiÄŸini, zira eÅŸitlik ilkesi açısından önemini ve deÄŸerini en azından teorik planda korumakta olduÄŸunu söylemektedir. Yazar, kamu hizmetlerinin bedelsizliÄŸinin eÅŸitlik ilkesi ile iliÅŸki kurulduÄŸu müddetçe önemini koruyacağı, zira sırf mali yetersizlik nedeniyle bir idari kamu hizmetinden yararlanılamamasının eÅŸitlik ilkesini zedeleyeceÄŸini ifade etmektedir[24].
Pozitif hukukumuzda da genel olarak kamu hizmetlerinin bedelsiz olmadığı, karşılığının olabileceÄŸi, yararlanma karşılığı para alınabileceÄŸi öngörülmektedir. Zira Anayasamızın 73. maddesinde, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” denilerek kamu hizmetlerinin karşılığına kolektif bir katılım öngörülmüştür. Yine aynı maddenin 3. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, deÄŸiÅŸtirilir veya kaldırılır” denilerek kamu hizmetlerinden yararlanmanın paralı olabileceÄŸi hükme baÄŸlanmıştır.
Kamu hizmetleri için karşılıksızlık nasıl genel bir ilke olamazsa, parasızlığın da genel bir ilke olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira idari kamu hizmetlerinin bir kısmından para alınmaması mümkün olabilse de, sınai ve ticari kamu hizmetlerinin karşılığında para alınmaması düşünülemez. Çünkü bunlar doğrudan kullanıcılarından alınmaktadır[25]. İktisadi nitelikteki kamu hizmetlerinde karlılık ve verimlilik esaslarına göre yürütülmesi esas olduğundan, bu hizmetler karşılığı olarak para alınmaması düşünülemez[26].
Fransız yazınında da, parasızlık kamu hizmetinin genel ilkeleri arasında sayılmamakta; “Sahte (Faux) İlke” olarak nitelendirilmektedir[27]. Fransız Devlet Åžurası, kamu hizmetinin parasız olacağına iliÅŸkin herhangi bir hüküm olmamasına karşın, zorunlu nitelikte olan ve sadece kullanıcısına deÄŸil tüm topluma yarar saÄŸlayan hizmetlerin parasız verilmesinin[28] gerektiÄŸini bunun dışında bedelsizliÄŸe herhangi bir anayasal deÄŸer tanınmaması gerektiÄŸini belirtmektedir.
B- Kamu Hizmetlerinden Alınan Bedelin Hukuki Niteliği Nedir?
Kamu hizmetlerinden yararlanmanın karşılıksız olmayacağını belirledikten sonra, bu hizmetler karşılığı verilen paranın ne olduÄŸu sorusunun cevabını bulmaya sıra geldi. Acaba bu para “vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülük müdür? Yoksa fiyat mıdır? [29] Bu sorunun cevabına verilecek farklı cevaplar, bizi farklı hukuki sonuçlara götürecektir. Şöyle ki, kamu hizmetinin karşılığı olarak alınan para, vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülük niteliÄŸinde ise, bu para kamu hukukuna tabi olur. Bu paranın alınması, kaldırılması, deÄŸiÅŸtirilmesi için kanun gerekir(Anayasa Md:73). Kamu hukukuna tabi paranın varlığından söz edilmesi durumunda, hizmetin karşılığı olan bedel piyasa ekonomisine göre deÄŸil, tek taraflı olarak belirlenir ve bu paranın hizmetinin maliyetini geçmemesi, ödeyenlerin de bu maliyete mali güçleri oranında katılmaları gerektirir(Anayasa Md: 73). Bunlardan kaynaklanan uyuÅŸmazlığın da adli yargı yerine idari yargıda çözümlenmesi gerekir[30]. Ancak aynı sorunun cevabını fiyat olarak verirsek, kamu hizmeti karşılığı alınan bu paranın özel hukuka tabi olması gerektiÄŸi sonucuna ulaşırız. Fiyat, maliyet + kardan oluÅŸur. Fiyat, hizmeti veren kamu tüzel kiÅŸisi veya onun denetiminde bu hizmeti veren özel hukuk tüzel kiÅŸisi ile kullanıcının aralarında yaptıkları sözleÅŸme ile belirlenir. Piyasa ekonomisi fiyatın belirlenmesinde etkendir. Yine fiyattan kaynaklanan ihtilafların çözüm yeri adli yargıdır[31].
Kamu hizmetinin karşılığı olarak alınan paranın hukuki niteliği konusunda idare hukuku yazınında çeşitli görüşler bulunmaktadır.
SARICA[32], GİRİTLİ, BİLGEN ve AKGÜNER’e[33] göre, kamu hizmetleri karşılığı alınan paralar bir ücret olmayıp, resim ve harçtan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Özay da söz konusu yazarlara paralel olarak kamu hizmeti karşılığı alınan paranın sadece yararlananın ödediÄŸi dolaylı bir vergi olarak nitelendirmektedir[34]. GÖZÜBÜYÜK ve TAN ise, kamu hizmetlerinden alınan paranın fiyat olup olmadığı, içinde kar olup olmadığının tartışma konusu olduÄŸu; ancak pozitif hukuk düzenlemelerinden bu bedelin içinde kar bulunduÄŸunu kanıtlar hükümlere rastlandığını ifade etmektedir[35].
GÜLAN da, bu bedelin piyasa ekonomisi anlamında bir karşılık (ücret, fiyat) olmadığını, hizmetten yararlananlardan doğrudan doğruya alınan bir vergi şeklinde sayılması ve hesaplanması gerektiğini ifade etmektedir. Yine, tüm kamu harcamaları toplanan vergilerle karşılandığından, bir hizmetten yararlanandan bir çeşit vergi alınması, o hizmetten yararlanma durumunda olmayanlar aleyhine ortaya çıkabilecek eşitsizliği de önleyeceğini belirtmekte; ancak iktisadi alandaki kamu hizmetleri karşılığında alınan bedelin fiyat sayılması gerektiği, aşırı bir kar elde etmemek kaydıyla, makul bir kar elde etmenin mümkün olduğunu da eklemektedir[36].
GÖZLER ise, kamu hizmetlerinin bedeli olarak alınan paranın hukuki niteliğinin belirlenmesi için, kamu hizmetlerinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini belirtmektedir[37]. Zira idari kamu hizmetleri kural olarak kamu hukukuna, sınai ve ticari kamu hizmetleri ise özel hukuka tabidir. Bunun sonucu olarak idari kamu hizmetlerinin kullanıcılarının durumu kanuni ve nizamidir. Oysa sınaî ve ticari kamu hizmetlerinin kullanan kişiler, müşteri gibi özel hukuka tabidir[38]. Biz de bu görüş doğrultusunda kamu hizmetlerinden alınan bedelin niteliğini belirlemek gerektiği yönündeki görüşe katılmaktayız.
C- Kamu hizmetlerinden Ücret Alınabilir mi?
1-İdari Kamu Hizmetleri
İdari kamu hizmetlerinin karşılığı alınan bedel; vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülüktür. İdari kamu hizmetlerinde sunulan hizmetin karşılığı olarak anılan paranın hizmetin maliyetini geçmemesi gerekir. Çünkü idari kamu hizmetleri ticari amaçla yürütülmez. Kamusal usullerle yürütüldüğünden kar amacı güdemezler. Ancak hizmetin maliyetiyle orantılı bir şekilde vergi resim, harç veya benzeri mali yükümlülük alınması hukuken mümkündür[39].
İdari kamu hizmetlerinden savunma ve güvenlik gibi faydasından tüm toplumun yararlandığı hizmetlerin karşılığı olarak bireylerden bir bedel alınmaz. Bu tür hizmetler ancak vergilerle[40] finanse edilir. Ancak adalet hizmeti gibi bir kısım hizmetlerde yararlanma bölünebildiğinden sadece bu hizmetlerden yararlanan kişilerden harç[41] alınmaktadır. Yine; resim[42], şerefiye[43] ve parafiskal gelirler[44] karşılık esasına göre sadece söz konusu hizmetten yararlanan bireylerden alınır[45].
Danıştay’ın, idari kamu hizmetlerinden alınan bedelin fiyat olarak nitelendirilemeyeceÄŸi ÅŸeklinde kararları mevcuttur. Nitekim, Danıştay 10. Dairesinin bir kararında, BaÅŸbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğünün 24.01.1996 tarihli genelgesi ile bakılan her çocuk için alınacak aylık ücreti, kar amacı güdüldüğü gerekçesiyle hukuka aykırı bulmuÅŸtur[46].
2- Sınai ve Ticari Kamu Hizmetleri
Bu tür kamu hizmetlerinin karşılığı olarak alınan para fiyattır. Bu kamu hizmetleri özel usullerle işletildiğine ve kar amacı güdebildiğine göre, bu hizmetlerin karşılığı olarak alınan bedelin içinde maliyete ilave edilen bir kar payının da olması muhtemeldir. Bilindiği gibi, maliyete kar payının ilave edilmesiyle bulunan ücrete fiyat denir. Dolayısıyla sınai ve ticari kamu hizmetlerinden alınan para vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük değil, fiyat niteliğindedir[47].
Yüksek Mahkemeler de, bu tür kamu hizmetlerini maliyet + kar esasına dayalı olarak saptanmasının mümkün olduğunu kararlarında zikretmektedirler[48].
V- SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
1- Anayasa Mahkemesi Kararının Değerlendirilmesi
İnceleme konusu kararda, sayılan kamu hizmetlerin karşılığı olarak alınan bedelin ÅŸartlara göre oluÅŸturulan ve hizmetin konusu tesislerin bakım ve idamesini ve yeni yatırımlar yapılmasını saÄŸlamak için belirlenen bir fiyat olduÄŸu ve belirtilen nitelikleri bakımından muayyen kamu hizmetleri karşılığı kiÅŸilerden alınan resim, harç veya benzeri mali yükümlülüklerden sayılmayacağı ifade edilmiÅŸ; bu itibarla, bunların “Gelir Ortaklığı Senedi yolu ile özel kiÅŸilere bırakılmasında Anayasa’nın 73. maddesine aykırı bulunmamıştır[49].
Tartışma konusu kararda, sınai ve ticari kamu hizmeti oldukları tartışmaya açık tekel niteliÄŸindeki kamu hizmetİ karşılığında alınan bedel, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük olarak nitelendirilmeyerek, Anayasa’nın 73. maddesindeki ÅŸartlardan ve kamu hukuk kural ve esaslardan ayrı tutulmuÅŸtur.
Görüldüğü gibi, kararda sayılan kamu hizmetlerinin tümü sınai ve ticari kamu hizmeti olarak kabul edilmiş ve böylece bunların karşılığı olarak alınan bedelin fiyat olarak nitelendirilmesi ve özel hukuka tabi kılınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Oysa kararda adı geçen kamu hizmetlerinin tümünün sınai ve ticari kamu hizmeti olarak nitelendirilmesi oldukça güçtür. Örneğin; ulaşım, sağlık ve enerji alanındaki kamu hizmetlerinin kolaylıkla sınai ve ticari kamu hizmetleri sayılmayacağı iddia edilebilir[50].
Yine dava konusu hizmetler sınai ve ticari hizmetler olarak da kabul edilse, kar elde etmenin tek ve temel amaç olmadığı, elde edilecek karın gene hizmetlerin geliştirilmesi için kullanılması gerektiği, bu nedenle söz konusu hizmetlerden alınan bedelin niteliği hakkında Yüksek Mahkemenin nitelemesi tartışılabilir[51].
Ayrıca, dava konusu olayda geliri satılan hizmet, boğazın iki yakası arasında ulaşımın köprü vasıtasıyla sağlanması hizmeti olup, bu hizmet tam bir doğal ve siyasal tekeldir. Hizmetten yararlananların başka bir alternatifleri bulunmamaktadır[52].
2- Genel DeÄŸerlendirme
Günümüzde kamu hizmetlerinin genel ilkeleri arasında bedelsizlik bulunmamaktadır. Her kamu hizmetinin bir bedeli bulunmaktadır.
Bugün idarenin üstlendiği kamu hizmetlerinin ve bunlardan yararlanan kişilerin çoğalması, parasız olarak yürütülen kamu hizmetlerinin bu hizmetlerden yararlanmayanlara yüklenmemesini ve böylece belli hizmetlerden yararlananların ödeme gücünün de dikkate alınması suretiyle bir katılma payının alınmasının gerektirmiştir[53]. Zira idari kamu hizmetlerinden yararlanan kişiden harç veya vergi benzeri mali yükümlülük alınmasıyla, o hizmetten fiilen ve doğrudan yararlananlarla yararlanmayanlar arasındaki eşitsizlik giderilmektedir[54]. Ancak her kamu hizmetinden faydalanma satışla olmaz. Örneğin güvenlik için para ödemeyiz. Zira burada faydanın bölünememesi; kolektif bir şekilde yararlanma mevcuttur. Bu hizmetlerin finansmanı dolaylı vergilendirme yoluyla yapılmaktadır. Bazı kamu hizmetlerinde ise, bireysel yararlanma söz konusu olduğundan(örneğin adalet hizmetleri), bunlar harç, resim, şerefiye, vergi benzeri mali yükümlülük şeklinde karşılığı yararlanan bireyden alınır. Zira bu kamu hizmetleri idari kamu hizmetleridir. Sınai ve ticari kamu hizmetleri ise kural olarak özel hukuka tabi olduklarından, bu hizmetler karşılığı olarak yararlananlardan, serbest piyasa ekonomisine göre belirlenen, içinde maliyet + kar payını da bulunduran ücret alınmaktadır.
Günümüzde kamu hizmetlerinin birçoğunda bedellilik esasından ücretlilik esasına geçilmiştir. Kamu hizmetlerinin bedelinin tahsil edilmesi esasından, kamu hizmetinin satılabilir olması anlayışına geçilmiş; böylece artık kamu hizmetlerinin kullanıcılardan değil; kamu hizmetlerinin müşterisinden söz edilmeye başlanmıştır[55].
Sınai ve ticari kamu hizmetlerinin karlılık ve verim esasına göre yürütülmesi esas olduğundan, bu hizmetler karşılığı alınan paranın karı da içeren bir fiyat olduğu söylenebilir. Ancak kamu hizmetlerinin genel ilkeleri olan eşitlik ve nesnellik ilkelerinden tam olarak ayrılmamalı; bu hizmetlerde de kamu yararı düşüncesi hakim olmalı böylece asıl amaç toplumsal gereksinimleri gidermek olmalıdır[56] [57].
YARARLANILAN KAYNAKLAR
CHAPUS, R., : Droit Administratif Général, Paris 1985.
GÖZLER, K., : İdare Hukuku, C: II, Ekin Kitabevi Yay., Bursa 2003.
GÖZÜBÜYÜK, Ş., TAN, T. :İdare Hukuku, C: 1, Genel Esaslar, Güncelleştirilmiş 4. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2006.
GÜLAN, A., :Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enst., İstanbul 1987.
GÜNDAY Metin, :İdare Hukuku, Yenilenmiş 5. Baskı, İmaj Yayıncılık, Ankara, 2002.
KANETİ, S., : Vergi Hukuku, Gözden geçirilmiş ve yenilenmiş 2.Bası, İstanbul 1989
KARAHANOĞULLARI, O., : Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), 2. Basım, Turhan Kitabevi, Ankara 2004.
ÖNCEL, M., KUMRULU, A., ÇAĞAN, N., : Vergi Hukuku, Gözden Geçirilmiş Son Değişiklikleri İşlenmiş 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2005.
ÖZAY, İ., : Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul 2004.
TAN, T., : “Kamu Hizmeti, ÖzelleÅŸtirme ve Bürokrasinin Azaltılması Üzerine”, Türk İdare Dergisi, Y: 60, Mart 1988, S: 378.
ULUSOY, A.,: Kamu Hizmeti İncelemeleri, İstanbul 2004.
VEDEL, D., : Droit Administratif, Paris, 1984.
YAYLA, Y., : “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, Hukuk AraÅŸtırmaları, Ocak-Nisan 1988.
ATIFLAR
[1] RG: 17.3.1984, 18344.
[2] Dava konusu bu Kanunun amacı 1. maddesinde, “istikrarlı ve güvenilir gelir verilmesi suretiyle tasarrufları teÅŸvik ederek saÄŸlanacak ek finansman kaynakları ile kamu yatırımlarını süratle gerçekleÅŸtirmektir” ÅŸeklinde belirlenmiÅŸtir. Yasaya iliÅŸkin olarak İptal davası açan Anamuhalefet Partisinin dava dilekçesinde bu amaç, “Yasanın görünen amacı kaynak yaratmaktır. Ancak bu yasa ile yeni bir kaynak yaratmaktan çok, varolan deÄŸerleri satıp-savarak kısa sürede bir fon oluÅŸturmak amacı güdülmüştür. Bu ise kolay fakat ulusal yaralar açısından en sakıncalı bir yoldur. Bu yolla elde edilen fonun asgari % 10′unun kalkınmada öncelikli yöreler için kullanılacağına iliÅŸkin hüküm dahi bu amacı gözden kaçıramamaktadır” ÅŸeklinde eleÅŸtirilmiÅŸtir.
[3] “Bu Kanun, Kamu Kurum ve KuruluÅŸlarına (Kamu İktisadi KuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekkülleri Dahil) ait ve 3 üncü maddede tanımlanan her nevi altyapı tesisi ile Kamu İktisadi kuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekküllerine ait tesisler için münferit olarak veya bir grup halinde, “Gelir Ortaklığı Senedi” ile Kamu İktisadi KuruluÅŸları ve İktisadi Devlet TeÅŸekkülleri için “Hisse Senedi” çıkarılması ve iÅŸletme hakkı verilmesine dair hükümleri kapsar”(Md: 2).
[4] TAN, T., “Kamu Hizmeti, ÖzelleÅŸtirme ve Bürokrasinin Azaltılması Üzerine”, Türk İdare Dergisi, Y: 60, Mart 1988, S: 378, s. 73, 78. Nitekim dava konusu Yasaya iliÅŸkin açılan iptal davasını reddeden Anayasa Mahkemesi kararını eleÅŸtiren YAYLA makalesinin adını “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)” olarak koymuÅŸtur. YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, Hukuk AraÅŸtırmaları, Ocak-Nisan 1988, s. 33-37.
[5] Yasanın 4. maddesinde, “Gelir ortaklığı senetleri, hisse senetleri ve iÅŸletme hakları ile altyapı tesislerinin iÅŸletilmesinden saÄŸlanan gelirler ilgili kuruluÅŸların bütçesi dışında T.C. Merkez Bankasında kurulacak kamu Ortaklığı Fonu’nda toplanır” kuralına yer verilmiÅŸtir.
[6] Ayrıca Yasanın 4., 13. ve 15. maddeleri Anayasa’nın 160. maddesine, yine Yasanın 6. maddesi Anayasa’nın 124. maddesine ve nihayet 10. maddesinin a, e, f, g, h, fıkraları Anayasa’nın 6., 7., 87. ve 123. maddelerine aykırı olduÄŸu ileri sürülmüştür.
[7] AMK, 18.02.1985 gün ve E. 1984/9, K. 1985/4 RG: 26.6.1985, 18793
[8] YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 33, 37. Ancak söz konusu karara karşı oy yazan üye, devletçiliÄŸin günün koÅŸullarına uydurulabileceÄŸi; ancak Anayasa’nın BaÅŸlangıcında çaÄŸdaÅŸ yerini aldığı görüşündedir. Nitekim söz konusu karşı oyda, DevletçiliÄŸin en az düzeye indirilmesi, özel giriÅŸimcilerin büyük tekellere dönüştürülerek ayrıcalıklarla gücünün arttırılmasının Anayasa’ya uygun olmadığı ifade olunmuÅŸtur. RG: 26.6.1985, 18793, s. 29.
[9] YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 34.
[10] Burada YAYLA, Yüksek Mahkemenin “süratli karar ve zamanında ödeme” zorunlu ve ihtiyacın aşılmamasını da bir sınırlayıcı kayıt olarak belirttiÄŸini, bu itibarla fon kurulması konusunda her yasanın bu kayıt çerçevesinde denetlenebileceÄŸini ifade etmektedir. YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 34.
[11] YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 35.
[12] GÖZLER, K., İdare Hukuku, Ekin Kitabevi Yay., Bursa 2003, C: II, s. 311.
[13] YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 35-36. Ancak söz konusu Anayasa Mahkemesi’ne karşı oy yazan Muammer Turan ve Yekta Güngör Özden çoÄŸunluk görüşüne katılmamakta vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük olan bu bedelin ücret olarak nitelendirilmesine karşı çıkmaktadırlar. Karşı oy için V. Bölüme bkz.
[14] Genel olmaları ve tüm kamu hizmetleri için geçerli olmaları nedeniyle bunlara ilke deyimi yerine “Kamu Hizmeti Kanunları” da denmektedir. İlk defa Louis Rolland tarafından ileri sürüldüğü için “Rolland Kanunları” da denilmektedir. CHAPUS, R., Droit Administratif Général, Paris 1985, s. 412, (Aktaran: GÜLAN, A., Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enst., İstanbul 1987, s. 33).
[15] VEDEL, D., Droit Administratif, Paris, 1984, s. 1109-1110 (Aktaran: GÜLAN, A., Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, s. 33).
[16] Kamu hizmetlerine hakim olan ilkeler için bkz: GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 263-315., GÜLAN, A., Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, s. 33-42., GÜNDAY, M., İdare Hukuku, Yenilenmiş 5. Baskı, İmaj Yay., Ankara 2002, s.286-289., ULUSOY, A., Kamu Hizmeti İncelemeleri, İstanbul 2004, s. 100-106., KARAHANOĞULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), 2. Basım, Turhan Kitabevi, Ankara 2004, s.188-256., GÖZÜBÜYÜK, A., Ş., TAN, T., İdare Hukuku C:1, Genel Esaslar, Güncelleştirilmiş 4. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2006, 655-670.,
[17] GÖZÜBÜYÜK, A., Ş., TAN, T., İdare Hukuku C:1, s. 655.
[18] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 249.
[19] ULUSOY, Avrupa yapılanmasının kamu hizmetinin genel ilkelerine etkisinin iki şekilde olduğunu; bunlardan ilkinin bu ilkelerde çoğalma, ikincisinin ise başkalaşım olduğunu ifade etmektedir. Bu ilkelere örnek olarak; temel hizmet hakkı, kalite ve etkinlik ilkesi ve katılım ilkesi verilebilir. ULUSOY, A., Kamu Hizmeti İncelemeleri, s. 84, 101.
[20] KarÅŸ görüş için bkz: “…kamu hizmetleri karşılığı yararlananlardan hiç para alınmaması İdare Hukukunun ‘kamu yararı’ ile birlikte anılan temel ilkelerden biridir” ÖZAY, İ., Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul 2004, s. 238, GÜNDAY, M., İdare Hukuku, s. 288-289.
[21] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 304. 1982 Anayasa’sının 42. maddesinin 5. fıkrasında, “İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaÅŸlar için zorunludur.ve devlet okullarında parasızdır”.
[22] AYM, 16.3.1974 gün ve 1973/32 E., 1974/11 K (Aktaran: GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 306).
[23] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 228, 229, 230.
[24] GÜLAN, A., Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, s. 40.
[25] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 231.
[26] GÜNDAY, M., İdare Hukuku, s. 289.
[27] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 230.
[28] Örneğin otoyol hizmetlerine jandarma hizmetlerinin bedelinin de yansıtılması hukuka aykırı bulunmuştur. KARAHANOĞULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 231-232.
[29] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 307.
[30] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 308.
[31] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 308. “Belediyenin, su borcu bulunduÄŸunu ileri sürerek konut abonesinin suyunu kesmesinden doÄŸan davanın, taraflar arasındaki su aboneliÄŸi sözleÅŸmesinin tabi olduÄŸu özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir”.UYM, 6.02.1999, 1999/48 E., 1999/47 K. RG: 9.3.2000, 23988. s.166 vd.
[32] SARICA, R., İdare Hukuku, Çoğaltma, İstanbul 1970, s. 36(Nakleden: ÖZAY, İ., Günışığında Yönetim, s. 239.).
[33] GİRİTLİ, İ., BİLGEN, P., AKGÜNER, T., İdare Hukuku, Der Yay. İstanbul 2001, s. 778
[34] ÖZAY, İ., Günışığında Yönetim, s. 239.
[35] Yazarlar 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Kanunu’nun deÄŸiÅŸik 23. maddesindeki, “su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaÅŸtırılması, septik çukurların boÅŸaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve iÅŸletme giderleri ile amortismanları doÄŸrudan gider yazılan (aktifleÅŸtirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve %10′dan aÅŸağı olmayacak nispette bir kar oranı esas alınır” ÅŸeklindeki hükmü delil göstermektedir.
[36] GÜLAN, A., Kamu Hizmeti ve Görülüş Usulleri, s. 41.
[37] İdari kamu hizmetleri ve sınai ticari kamu hizmetleri ayrımında kriterler ÅŸunlardır: Öncelikle bir kanunla kamu hizmeti, “sınai ve ticari kamu hizmeti” olarak belirlenmiÅŸse o hizmet “sınai ve ticari kamu hizmeti”‘dir. EÄŸer kanunda bu ÅŸekilde bir nitelendirme yoksa, yargı kararları tarafından belirlenen kritere bakılacaktır. Görüldüğü gibi, idari kamu hizmetleri ve sınai ve ticari kamu hizmetleri arasındaki ayrım konusunda kullanılan kriteler “teÅŸrii kriter” ve “içtihadi kriter”dir. GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 238.
[38] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 237, 308 ve 309.
[39] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 309.
[40] BilindiÄŸi gibi vergi, “kamusal gereksinimlerin karşılanması için özel kesimden kamu kesimine, hukuksal zor altında, karşılıksız ve kesin olarak yapılan parasal aktarımdır” KANETİ, S., Vergi Hukuku, Gözden geçirilmiÅŸ ve yenilenmiÅŸ 2. Bası, İstanbul 1989, s. 4 ve dp. 6.
[41] “Harçlar, bazı kamu hizmetlerinden yararlanan kimselerin belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla ya da kiÅŸilerin bazı iÅŸlemleri yapmaları sırasında konulan ve zor unsuruna dayanan mali yükümlülüklerdir”. ÖNCEL, M., KUMRULU, A., ÇAÄžAN, N., Vergi Hukuku, Gözden GeçirilmiÅŸ Son DeÄŸiÅŸiklikler İşlenmiÅŸ 13. Bası, Ankara 2005, s. 25.
[42] “Resim, kamusal güce dayalı olarak, kamusal harcamaların finansmanı için, belirli bir hizmetin veya iÅŸin görülmesi için yetkili makamlarca verilen iznin karşılığında alınan paradır”. KANETİ, S., Vergi Hukuku, s. 6.
[43] İmar hizmetleri gibi bazı idari kamu hizmetlerinden yararlanan kiÅŸilerden alınan paradır”. GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 309.
[44] “Kamunun genel ihtiyaçlarının deÄŸil, belirli grupların belirli özel ihtiyaçların finansmanını saÄŸlamak üzere alınmaktadır”. KANETİ, S., Vergi Hukuku, s. 7.
[45] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 309.
[46] “Davalı idarenin kuruluÅŸ yasasında yer alan amaç ve görevlerine iliÅŸkin hükümler dikkate alındığında, esasen korunmaya ve bakıma muhtaç çocukların bakımını gerçekleÅŸtirmek ve gerekli teÅŸkilatı kurmanın asli görevi olduÄŸu açıktır. Dolayısıyla davalı kurumun bakımını yaptığı çocuklardan aldığı ücret tesbitinde objektif kriterlerden hareket etmesi gerekmekte olup, asli görevi olan bir konuda kar amacı gütmek suretiyle ücret tesbiti yoluna gitmesi yasal amacına aykırı düşmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı genel müdürlüğün 24.1.1996 gün ve B.02.1.S0E-0.01.00.02/Ç 3.1.104 sayılı Genelgesinin iptaline…” D. 10. D., 18.11.1998 gün ve 1996/5007 E., 1998/5873 K(Kazancı Danıştay Kararları CD’si).
[47]GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 310.
[48] ÖrneÄŸin Danıştay bir kararında, THY’nin iç hat uçak bilet fiyatlarına yapılan zamma karşı açılan bir davada, THY’nin “233 sayılı KHK’nin öngördüğü biçimde ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doÄŸrultusunda yürütebilme amacını gerçekleÅŸtirebilecek ÅŸekilde fiyat tespiti” yapabileceÄŸine karar vermiÅŸtir.
Yine UyuÅŸmazlık Mahkemesi de, su hizmetinin maliyet + kar esasına dayalı olarak tarifeyle saptandığını kabul etmektedir. Söz konusu kararda, “Su satışı iÅŸi, bir kamu hizmeti niteliÄŸini taşımakta ise de; KAYSU bu hizmeti, yasanın belirlediÄŸi kar oranından aÅŸağı olmamak üzere karlılık ve verimlilik ilkelerine ve özel hukuk kurallarına göre yürütmek durumundadır. Abone ile KAYSU arasında yapılan abone sözleÅŸmesi, daha çok tip sözleÅŸme görünümündedir. Hizmetten yararlanan kiÅŸinin, sözleÅŸmeyi idareyle birlikte düzenlemesi yerine katılımı söz konusudur. Ancak bu durum, idare ile kiÅŸi arasında kurulan özel hukuk iliÅŸkisini kamu hukuku iliÅŸkisine dönüştürmez. Çünkü, birçok durumda hizmetin tekel niteliÄŸi ve çok kiÅŸiye götürülme zorunluluÄŸu, iÅŸin, çoÄŸunlukla tip sözleÅŸmeler yoluyla ve kiÅŸilerin katılımı ile gerçekleÅŸebilmesini olanaklı kılmaktadır. Su bedeli ise, su satışı karşılığında maliyet-kar hesabı gözönünde tutularak yapılacak bir tarifeye ve abone sözleÅŸmesine göre alınmakta; bu suretle, idare ile hizmetten yararlanan arasında sözleÅŸme yoluyla alacak-borç iliÅŸkisi doÄŸmaktadır. Ödenmeyen su bedelinin tahsili konusunda idareye 6183 sayılı Yasa’da olduÄŸu gibi bir kamusal yetki ve ayrıcalık tanınmamış olduÄŸundan, tahsilatın özel hukuk hükümlerine göre takibinin gerekeceÄŸi açıktır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi 18.2.1985 günlü, E: 1984/9, K: 1985/4 sayılı kararında, karayollarından, köprülerden alınan geçiÅŸ parası, su, elektrik, havagazı, demiryolları, hava yolları, kimi hastane ücretleri gibi, ekonomik koÅŸullara göre oluÅŸturulan ve tesislerin bakımını, idaresini ve yeni yatırımlar yapılmasını saÄŸlamak için yapılan ödemeleri, belirli kamu hizmetleri karşılığında kiÅŸilerden alınan, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden ayrı kabul etmiÅŸtir. Bu kabule göre, vergi benzeri mali yükümlülükler, genellikle, bir kamu hizmeti karşılığında kamu gücüne dayanılarak tek taraflı yükletilmekte ve harç ve resime göre, daha çok ücret görünümünde olmasına ve kanunla koyulmasına karşılık, anılan kararda sayılanların yanısıra, su ücretlerinin bu nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalara göre, idarenin kamusal yetkilerini kullanmasıyla ilgili olmayıp, dayanağı su aboneliÄŸi sözleÅŸmesi olan eylemden doÄŸan davanın, özel hukuk hükümleri çerçevesinde adli yargı yerince çözümlenmesi ve bu nedenle Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir” ÅŸeklinde karar verilmiÅŸtir.
[49] Söz konusu karara karşı oy yazan Yargıç Muammer Turan ise, “Bu Kanunun, haklarında “Gelir Ortaklığı Senedi” çıkarılması için yetki verdiÄŸi mallar ( köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu; demiryolu, telekominikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ve benzerleri gibi altyapı tesisleri) Devletin kamu mallarındandır. Yani kamu tüzel kiÅŸilerinin ellerinde bulunan taşınır ve taşınmaz mallardan, kamunun doÄŸrudan doÄŸruya yararlandığı veya bir kamu hizmetine o hizmetin bir unsurunu teÅŸkil edecek ÅŸekilde baÄŸlanmış olan mallardandır. Bu köprü, yol, liman hatta hizmet malları gibi alt yapı tesisleri ve orta malları, Devletin temin etmek ve korumakla yükümlü olduÄŸu seyahat ve çalışma gibi temel hak ve hürriyetlerle de yakinen ilgili bulunmaktadır.Kamu hizmetlerinden ve kamunun orta mallarından yararlanmak, ilke olarak meccanidir, parasızdır. Bu hizmetlerin ve tesislerin giderleri geniÅŸ anlamdaki (kapsamdaki) vergilerden karşılanır. Bazen dar anlamdaki vergilerden (Kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre herkesin ödemekle yükümlü olduÄŸu vergiler) baÅŸka, görülen kamu hizmet ve kullanılan orta malları dolayısıyla ilgililerden alınan paraları (uygulamada ismi ne olursa olsun), serbest piyasa ÅŸartlarına ve bir çok ekonomik unsurlara göre oluÅŸması gereken (normal fiyat, emek, sermaye, taşınmaz ve müteÅŸebbis paylarına göre yani ücret, faiz, kira, rant, amortisman, kar v.s. unsurlarına göre oluÅŸur.) fiyat, bedel, ücret saymak doÄŸru. olmaz. Bunların geniÅŸ anlamdaki (ekonomik ve hukuki maliyetleri bakımından) vergiler (vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler) kavram ve kapsamına girdiÄŸini kabul etmek gerekir. Mevzuatımızda bu çeÅŸit paraların adları deÄŸiÅŸik ÅŸekilde ifade edildiÄŸi gibi aynı yükümlülüğün adı da zaman zaman deÄŸiÅŸmektedir (ÖrneÄŸin: Önceki kanunlarda, adı damga resmi olan yükümlülük 1/7/1964 günlü ve 488 sayılı Kanunla damga vergisi ismini almıştır. 15/7/1963 günlü ve 277 sayılı Kanun “5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve diÄŸer Kanunlarla belediyelere verilmekte olan her çeÅŸit payları belediye vergi ve resimleri hükümlerinden” saymıştır. Önceden resim, pay v.s. ÅŸekillerinde adlandırılan bir kısım belediye gelirlerini, 29/5/1981 günlü vs 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, vergi ve harç olarak adlandırmıştır). …kamu malı olan altyapı tesislerinin yapımı, onarımı, v.s. ile görevli olan idareler dışında bir kurul ve idare oluÅŸturularak bunlara yapım için hiç bir görev ve sorumluluk yükletilmeden (hatta bakım, onarım, idame v.b her türlü hizmetler de diÄŸer ilgili idarelerce yapılacaktır), maliyet ve amortisman hesaplarına baÄŸlamadan, “yukarı ve aÅŸağı sınırlar,” koymadan “altyapı tesislerinin tarife ve ücretlerini tesbit etmek” yetkisini tanımak; tesislerden ileri yıllarda da saÄŸlanacak gelirler karşılığında yine hiç bir sınır koymadan “gelir ortaklığı senedi” çıkarıp yurt içinde ve yurt dışında, gerçek ve tüzel kiÅŸilere satılabilmesini kabul etmek Anayasanın 73 üncü maddesinin hem metnine hem de bu maddenin konuluÅŸ sebep ve amacına aykırıdır” ÅŸeklinde açıklamaları ile bu kamu hizmetlerinden alınacak bedelin fiyat deÄŸil; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük niteliÄŸinde olduÄŸu, dolayısıyla kamu hukuku kurallarına tabi olduÄŸunu belirtmiÅŸtir.
[50] GÖZLER, K., İdare Hukuku, C: II, s. 310, KARAHANOĞULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 238.
[51] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 238.
[52] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 238, YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 37.
[53] GÜNDAY, M., İdare Hukuku, s. 288-289.
[54] Tabi adı ne olursa olsun belirlenen bu bedeli ödeyemeyeceklere, burs, kredi, çeşitli yardımlar ve taksitlendirme
gibi bazı objektif imkânlar saÄŸlanmalıdır. YAYLA, Y., “Sosyal Devletten İktisadi Devlete (Veya Kamu Hizmetinin Sonu)”, s. 36.
[55] KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 243-244.
[56] GÜNDAY, M., İdare Hukuku, s. 289.
[57] Danıştay sınai ve ticari kamu hizmetlerinde bile salt ticari karın tek amaç olmadığı bu nedenle söz konusu hizmetlerin satış fiyatının belirlenmesi sırasında, piyasa koÅŸulları ve kamu yararının göz önünde bulundurulması gerektiÄŸini ifade etmektedir. ÖrneÄŸin bir kararında, “Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, ÅŸehirlerde konut, resmi daire, ticarethane tüketicilerine dağıtım kuruluÅŸları tarafından doÄŸalgaz satışında taban ve tavan satış fiyatlarını tespit yetkisini, 3194 sayılı Yasada öngörüldüğü üzere, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak ve kamu yararını saÄŸlamak amacıyla kullanmak zorundadır. …belirlemelerini herhangi bir araÅŸtırma, inceleme ve hesaplamaya dayandırmayan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın; 3194 sayılı Yasayla verilen yetkisini piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılmadığı anlaşılmaktadır”. D. 8. D., 16.3.1998 gün ve 1995/5447 E., 1998/1162 K (Aktaran: KARAHANOÄžULLARI, O., Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), s. 239.
ANAHTAR KAVRAMLAR
Kamu Hizmeti, Kamu Hizmetlerinin Ayrımı, İdari Kamu Hizmetleri, Sınai ve Ticari Kamu Hizmetleri, Kamu Hizmetlerinin İlkeleri, Bedelsizlik İlkesi, Vergi, Harç ve Vergi Benzeri Mali Yükümlülük Kavramı , Ücret Kavramı
